DARUŞŞİFA İSLAM TIP TARİHİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ https://dasitad.com/index.php/darussifa <p>DARÜŞŞİFA İSLAM TIP TARİHİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ</p> <p>e-ISSN: 2822-4949</p> <p>Darüşşifa İslam Tıp Tarihi Araştırmaları Dergisi,1 Mart 2022’de yayın hayatına başlamıştır ve ilk sayısı Haziran 2022’de yayımlanmıştır. Dergimiz başta İslam Medeniyetinde Tıp, Sağlık Bilimleri, Eczacılık, Tıbbı Nebevi, Halk Bilimleri ve Veterinerlik, İlahiyat, Felsefe, Sosyoloji, Tarih ve Bilim Tarihi alanlarının tarihine dair makale, derleme, kritik, çeviri ve doktora tez özeti türünden bilimsel çalışmaları kabul edecektir. Söz konusu alanlara ait olmak üzere hakem değerlendirmesine sunulan, hakem değerlendirmesi sonucunda yayımlanabilir oluru almış ve Yayım Kurulu tarafından yayımlanması kararlaştırılmış makaleleri online ortamda yayımlayacak uluslararası hakemli bir dergidir. Haziran ve Aralık tarihlerinde olmak üzere periyodik olarak yılda iki defa yayımlanması planlanan Darüşşifa İslam Tıp Tarihi Araştırmaları Dergisi, nitelikli bilimsel araştırmaların yaygınlaşmasını önemsemekte, bu ürünleri ilgili okurlara ve bilimin gelişmesini destekleyen kişi ve kurumlara ulaştırmayı amaçlamaktadır. Süreçleri yayın etiğine ve hizmet kalitesine uygun olarak yürüten Darüşşifa İslam Tıp Tarihi Araştırmaları Dergisi Dergisi, bilimsel değeri yüksek makaleler yayımlamak suretiyle uluslararası indekslerde taranma yanında dolaylı olarak genç araştırmacıların akademik açıdan yetişmelerine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Makalenin ister yayımlanabilir ister yayımlanamaz olduğuna karar verilsin, bütün hakem raporlarının aynı zamanda araştırmacıyı bilimsel çalışma yapma kabiliyeti açısından eğiteceğini düşünmekteyiz.</p> Assoc. Prof. Zehra Gençel Efe tr-TR DARUŞŞİFA İSLAM TIP TARİHİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ 2822-4949 Dr. Ahmed Nureddin Bey ve İstanbul’un Sağlık İşlerine Dair Şehremanetine Takdim Ettiği Rapor (1914) https://dasitad.com/index.php/darussifa/article/view/91 <p>Sicill-i Ahval kaydında <em>“etibba-ı harika-ı Osmaniyeden”</em> ve <em>“muktedir muallimlerden”</em> olduğu belirtilen, Haseki Nisa Hastanesinde uzun süre başhekimlik ve operatörlük görevlerini yürüten, asepsi ve antisepsiyi Türkiye’de ilk uygulayan doktorlardan olan Ahmed Nureddin Bey’in hayat hikayesi hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Resmi kayıtlarda 1865’te Tulca’da doğduğu belirtilmektedir. Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiyeden 1887’de mezun olduktan sonra Haseki Nisa Hastanesinde mesleki kariyerine başlamıştır. Başarılı çalışmaları nedeniyle birçok nişan, rütbe ve madalyalar alan Dr. Ahmed Nureddin Bey, 1899’da Gureba-yı Müslimin Hastanesine; 1907’de ise Haseki Nisa Hastanesine başhekim olarak atanmıştır.</p> <ol> <li>Meşrutiyet Dönemi’nde, Ziver Bey’in şehreminliği sırasında Dr. Muhittin Nuri Bey’le Avrupa’ya gönderilmiştir. Memlekete döndükten sonra Avrupa’daki hastaneler ve diğer hayır kurumlarının idaresi hakkında Şehremanetine takdim edilmek üzere bir layiha hazırlamıştır. Bu layiha sonrasında Şehremanetinde bir komisyon kurulmuş ve çalışmalara başlanmıştır. Neticede 14 Ekim 1909’da Müessesat‑ı Hayriye-i Sıhhiye İdaresi resmen kurulmuş ve Dr. Ahmed Nureddin Bey, bu müesseseye müfettiş‑i umumi olarak tayin edilmiştir. İstanbul’da 1909-1912 yılları arasında faaliyette bulunan bu müessesenin amacı Şehremanetine bağlı sağlık kurumlarının fiziki ve idari sorunlarını düzelterek yeni hastaneler ile hayır kurumları açmaktı. Bir süre tıp fakültesinde, seririyat-ı hariciye muallim-i saniliği görevinde de bulunan Dr. Ahmed Nureddin Bey, 1916’da Darülacezenin eksiklerini tamamlamak ve bu kurumu Avrupa’daki hayır kurumları seviyesine getirmek için oluşturulan komisyonda da görev almıştır. 1920’de Meclis-i Âli-i Sıhhiye üyeliğine tayin edilmiştir. 1924’te hayatını kaybetmiştir.</li> </ol> <p>Çalışmamızda yer verdiğimiz Dr. Ahmed Nureddin Bey’in <em>“Şehremanet-i Celilesine Dersaadet Umur-ı Sıhhiyesi Hakkında Takdim Edilen Rapor”</em> isimli eseri 1914’te, İstanbul’da yayınlanmıştır. İçerik noktasından kıymetli olduğunu düşündüğümüz bu rapor Dr. Ahmed Nureddin Bey’in Avrupa seyahati sırasındaki gözlemlerine ve incelemelerine dayanmaktadır. Çalışmamızın amacı Dr. Ahmed Nureddin Bey’in biyografisi hakkında bilgi verdikten sonra raporu çerçevesinde İstanbul’daki sağlık işleri ile sağlık kurumlarının mevcut durumuna, eksikliklerine ve bunlarla ilgili neler yapılması gerektiğine dair Ahmed Nureddin Bey’in düşüncelerini ortaya koymaktadır. Çalışmamızın temel kaynakları Osmanlı Arşivinin farklı tasniflerinden temin ettiğimiz belgeler ile Dr. Ahmed Nureddin Bey’in raporudur. Bununla birlikte konumuzla ilişkili araştırma eserlerinden de yararlanılmıştır.</p> Erol Karcı Telif Hakkı (c) 2025 Erol KARCI https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 2025-12-31 2025-12-31 4 2 79 101 Bahrî Memlükleri Dönemi Hastaneler Dışında Sağlıkla İlgili Sosyal Hizmetler https://dasitad.com/index.php/darussifa/article/view/85 <p>Sosyal hizmetler, bireylerin ve toplulukların yoksulluk, eşitsizlik, hastalık ve toplumsal dışlanma gibi yapısal ya da bireysel sorunlarla baş etmelerine yardımcı olmayı amaçlayan, disiplinler arası bir çalışma alanıdır. Sosyal hizmet uygulamaları yalnızca modern çağın bir ürünü olmayıp, tarihsel süreçte farklı toplumsal ve siyasal yapılarda da çeşitli biçimlerde ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Orta Çağ İslam dünyasında sosyal yardımlaşma ve dayanışma pratiklerinin kurumsal yapılar aracılığıyla organize edildiği görülmektedir. Özellikle Memlükler Devleti’nin ilk evresini teşkil eden Bahrî Memlükleri (1250–1382) Dönemi’nde, hastaneler dışında sağlıkla ilişkili hizmetlerin sunulduğu çeşitli kurumlar da önemli işlevler üstlenmiştir. Bu dönemde mektep, medrese, hankah, ribât, kervansaray ve hapishane gibi yapılar; yalnızca eğitim, ibadet veya barınma amacıyla değil, aynı zamanda temel sağlık hizmetleri sağlayan ve sosyal yardımları koordine eden merkezler olarak faaliyet göstermiştir.</p> <p>Bu kurumlar vasıtasıyla halka ücretsiz ilaç dağıtımı, gıda ve giysi yardımı, barınma imkânı ve kişisel bakım hizmetleri sunulmuş; bu hizmetlerden özellikle öğrenciler, yetimler, yoksullar, yolcular ve mahkûmlar gibi dezavantajlı gruplar ücretsiz olarak yararlanabilmiştir. Bu durum, dönemin kamu yararına dayalı sosyal refah anlayışını ve toplumsal sorumluluk bilincini yansıtan önemli bir göstergedir.</p> <p>Bu çalışma, Bahrî Memlükleri Dönemi’nde hastane dışındaki tedavi merkezlerinde yürütülen sosyal hizmet uygulamalarını tarihsel bir çerçevede ele almakta; vakfiye metinleri, tarihî belgeler ve dönemin müelliflerinin eserlerinden hareketle bu kurumların sağlık ve sosyal yardımlar bağlamındaki fonksiyonlarını ortaya koymayı ve sosyal hizmet disiplini açısından tarihsel önemlerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. </p> Hilmi Keleş Telif Hakkı (c) 2025 Hilmi Keleş https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 2025-12-31 2025-12-31 4 2 102 123 Hadislerde Ölümcül Salgın Hastalık Türleri Ve Tedavi Yöntemleri https://dasitad.com/index.php/darussifa/article/view/89 <p>Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirlerinden oluşan hadisler Müslümanların inanç dünyasını ahlâkî ilkelerini ve toplumsal ilişkilerini şekillendirdiği gibi sağlık, hastalık ve tıbbî uygulamalara dair tutumlarını da derinden etkileyen temel kaynaklardan biridir. Hastalıkların mahiyetine, tedavi yöntemlerine, korunma prensiplerine sabır ve musibetler karşısında gösterilmesi gereken duruşa dair rivayetler yalnızca tıbbî bilgi aktarmakla sınırlı değildir. Bu rivayetler aynı zamanda insanın acı tecrübesini nasıl anlamlandıracağı, şifa arayışını hangi ilkelere göre yönlendireceği, tevekkül ve kader anlayışının sınırlarını nasıl çizeceği ve bireyin hem kendisine hem de topluma karşı hangi sorumlulukları üstleneceği konusunda hikmet merkezli bir perspektif ortaya koymaktadır. Bu bağlamda “Tıbb-ı Nebevî” adıyla şekillenen edebiyat, erken dönemlerden itibaren hadis, tefsir, fıkıh, İslâm tıp tarihi ve halk sağlığı gibi disiplinlerin kesişim noktasında gelişmiş; zaman içerisinde müstakil bir araştırma sahasına dönüşerek dinî metinlerin sağlıkla ilişkili yönlerini inceleyen geniş bir birikimin oluşmasına katkı sağlamıştır. Bu literatür, hem teorik hem de pratik düzeyde İslâm toplumlarının sağlık kültürünün şekillenmesinde dikkate değer bir işlev üstlenmiştir. Bu çalışmada özellikle salgın hastalıklara dair rivayetler merkeze alınmış ve ilgili rivayetler hem klasik hadis kaynakları hem de modern sağlık bilimlerinin sunduğu veriler ışığında yeniden değerlendirilmiştir. “Taun bulunan yere girmeyin, oradan çıkmayın” hadisi erken dönem Müslüman toplumlarda bulaşıcı hastalık bilincinin oluştuğunu ve karantina uygulamalarına benzer tedbirlerin benimsendiğini gösteren önemli bir örnektir. Buna karşılık “Taun rahmettir” şeklindeki ifade musibetlerin yalnızca biyolojik bir hadise olarak değil dinî-manevî bir imtihan ve ilahî hikmet çerçevesinde de okunması gerektiğini vurgulamaktadır. Böylece rivayetlerde tedbir ile tevekkül arasında dengeli, bütüncül ve insan merkezli bir yaklaşımın benimsendiği görülmektedir. Literatürde Veli Atmaca, İlyas Uçar ve Gülsen Eren’in çalışmaları temel başvuru kaynakları arasında yer almakla birlikte, bu araştırma söz konusu birikimi aktarmakla yetinmeyip rivayetlerin metin tenkidi yönünü, tarihsel bağlamını ve çağdaş halk sağlığı ile biyomedikal etik ilkeleriyle ilişkisini de dikkate alan disiplinler arası bir bakış geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu sayede klasik rivayetler modern sağlık sorunları, pandemi deneyimleri ve güncel etik tartışmalarla irtibatlandırılarak daha kapsamlı bir değerlendirme zemini ortaya konulmaktadır.</p> Mücahit Karakaş Telif Hakkı (c) 2025 Mücahit Karakaş https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 2025-12-31 2025-12-31 4 2 124 144 Hz. Ömer’in Sağlık Hizmetlerine Yaklaşımı: Cündişâpûr, Amvâs Vebası ve Cüzzam Uygulamaları Bağlamında Bir İnceleme https://dasitad.com/index.php/darussifa/article/view/94 <p>Hz. Ömer, ortaya koyduğu icraatlarıyla İslâm Medeniyetinde bir dönüm noktası olmuştur. O, Hz. Peygamber’in kurduğu devletin gücünü sınırdaş olduğu iki süper güçle boy ölçüşecek seviyeye taşımıştır. Hz. Ömer Dönemi, İslâm medeniyetinde idari, mali, askeri ve diğer alanlardaki kurumsallaşmanın belirgin şekilde sistematikleştiği bir dönem olarak kabul edilmektedir. Divan teşkilatının oluşturulması, kadılık sisteminin yapılandırılması, posta teşkilatının temeli olan ribâtların kurulması, düzenli ordu yapılanması, eğitim-öğretim faaliyetleri ve kamu maliyesinin kurumsallaşması gibi birçok alanda atılan adımlar, onun devlet yönetiminde güçlü bir kurumsal perspektife sahip olduğunu göstermektedir. Ancak Hz. Ömer, aynı kurumsallaşmayı sağlık alanında gerçekleştirememiştir. Özellikle fetihlerle birlikte Müslümanların hâkimiyetine giren Cündişâpûr gibi ileri tıp merkezlerinin varlığına rağmen Hz. Ömer devrinde belirgin bir sağlık teşkilatlanmasına rastlanmamaktadır. Keza, Hz. Ömer hakkında yapılan yüzlerce araştırmaya rağmen, onun Amvâs salgını ve cüzzamlılara yönelik bir tedavi politikasının olduğunu gösteren açık ve net bir veri görünmemektedir.</p> <p>Kurumsal düzeyde bir sağlık politikasının oluşturulamamasının birkaç temel nedeni olabilir. İlk olarak, Hz. Ömer’in yönetim anlayışında sağlık, o dönemin toplumsal şartları gereği daha çok bireysel ve ailevi tedbirler çerçevesinde değerlendirilen bir alandı. Devlet eliyle sağlık hizmeti sunma düşüncesi, İslâm toplumunda daha sonraki dönemlerde tıp kurumlarının gelişmesiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Bu süreci Emevîler’in ortalarından itibaren başlatmak mümkündür. İkinci olarak Hz. Ömer, toplumun acil ihtiyaçlarını önceleyen bir siyaset izlemiş; güvenlik, adalet, mali düzen, eğitim-öğretim ve fetihlerin yürütülmesi, devletin ilk yıllarında sağlık kurumlarına göre daha öncelikli görülmüş olabilir. Üçüncü olarak, Cündişâpûr gibi merkezlerdeki mevcut kurumsal yapılar zaten kendi iç işleyişiyle devam etmekteydi. Ayrıca buranın İslâm toplumuna ve devlete entegrasyonu için zamana ihtiyaç vardı. Hz. Ömer bu kurumlara müdahale ederek zorla dönüştürmek yerine onların doğal süreç içinde Müslüman toplumla bütünleşmesini tercih etmiştir. Bütün bunlara rağmen Hz. Ömer’in sağlık konularına ilgi duymadığı anlamı çıkarılmamalıdır. Nitekim gerek Amvâs vebasında gerekse bireysel sağlık problemlerinde önlemler almış, tedavi yollarını aramış, tıbbi bilgisi olanlardan yardım istemiştir.</p> <p>Özetle belirtmek gerekirse, Hz. Ömer’in sağlık alanında kurumsallaşmaya gitmemesi, ihmalden ve önemsememekten ziyade dönemin toplumsal şartlarına ve ihtiyaçların önceliğine dayanmaktadır. Onun yaklaşımı, bireysel tedbiri ve toplumsal korunmayı esas alan bir sağlık tasavvurunu yansıtmaktadır. Bu makalede dönemin sağlıkla ilgili verilerinden hareketle genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır.</p> Yılmaz Çelik Telif Hakkı (c) 2025 yılmaz ÇELİK https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 2025-12-31 2025-12-31 4 2 145 162 Merînî Dönemi MağribTıbbına Kısa Bir Giriş https://dasitad.com/index.php/darussifa/article/view/87 <p>Berberîlerin büyük kollarından biri olarak Mağrib-i Evsat’tan çıkıp Mağrib’in hemen her tarafına yayılan Zenâte kabilesine mensup Merînî Devleti, 1196-1465 yılları arasında hem Mağrib hem de Endülüs’ün bazı şehirlerinde hüküm sürmüştür. Hâkimiyet kurdukları şehirlerde ilmin gelişmesine katkıları; ilmî kurumları güçlendirme ve yenilerini inşa faaliyetleri, ulemayı ve talebeyi destekleme, rihlelere imkân hazırlama, eser telifini taltif etme, Mağrib’e ulema daveti şeklinde olmuştur. Özellikle Merînî Sultanları Ebü’l-Hasan ve ardından yönetime gelen oğlu Ebû İnan bu hususta ön plana çıkan isimlerdir.</p> <p>İnsanın hikâyesinde hastalıklara karşı şifa arama, iâdeti’s-sıhh ve hıfzı’s-sıhha en temel meselelerinden olmuştur. Bu arayışta oluşan maddî ve manevî birikimler kişiyi tıbbî bilgiye, eskiyle yeniyi birleştirmeye, günceli etkilemeye ve etkilenmeye götürmüştür. Abbâsiler Dönemi’nde kültürler arası etkileşim ve tercümelerle medeniyet seviyesine çıkmış olan bu birikim sadece Meşrik’in değil Mağrib’in ve Endülüs’ün de ilmî altyapısını oluşturmuş; gelişmelere imkân hazırlamıştır. Merînîler de bunlardan faydalanan Kuzey Afrika İslâm devletlerinden birisidir.</p> <p>Bu çalışmada İslâm medeniyetinin batı tarafında ilmî faaliyet zincirine bir halka eklemiş olduğunu düşündüğümüz ve ayrıca bu katkısının içerisinde yer alan tıbbî gelişmelerin hem bölge hem İslâm coğrafyasına etkili izler bıraktığını belirttiğimiz Merînîler’in tıp tarihine, tıbbî gelişmelere katkılarına örneklerle giriş yapmak hedeflenmiştir. Onların döneminde tıbbiyenin kurumsallaşması için yapılan inşa faaliyetleri, tıp ulemasının çalışmaları, Endülüs ve Meşrik etkisi, bitkilerin sıhhiyede kullanım özellikleri, kaynak sularının devlet desteğiyle kullanımının kolaylaştırılması ve halk tarafından tercih edilmesi kısaca bahsedilecek konular arasında yer almaktadır.</p> Zehra Gözütok Tamdoğan Telif Hakkı (c) 2025 Zehra Gözütok Tamdoğan https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 2025-12-31 2025-12-31 4 2 163 174 The Effect of a One-Semester Physical Education and Sports Course on University Students’ Physical Fitness, Performance and Health Parameters https://dasitad.com/index.php/darussifa/article/view/90 <p>This study aimed to examine the changes in physical and performance parameters of university students who participated in a one-semester (4-month) physical education and sports course.</p> <p>The research was conducted using a pretest and posttest experimental design. The participants consisted of 444 students studying at Kyrgyz-Turkish Manas University, including 286 females (mean age: 19.02 ± 0.91 years) and 158 males (mean age: 19.26 ± 0.95 years). Measurements included body weight, height, body mass index (BMI), standing long jump, flexibility, agility, sit-up (abdominal muscular endurance), and anaerobic power tests. Data were analyzed using IBM SPSS 25. Independent samples t test was used for gender comparisons, and paired samples t test was applied to determine pretest and posttest differences. The level of significance was set at p &lt; 0.05.</p> <p>The mean ages of participants were similar (females: 19.02 ± 0.91; males: 19.26 ± 0.95), while males had significantly greater height averages (p &lt; 0.001). After the four-month period, both genders showed an increase in body weight and BMI values (p &lt; 0.001). Substantial improvements were observed in agility, sit-up, and anaerobic power variables, whereas moderate progress was noted in flexibility. Standing long jump performance increased among females but showed a slight decline in males.</p> <p>Participation in the physical education and sports course resulted in significant short-term improvements in students’ physical fitness levels. The most pronounced enhancements were found in agility, abdominal muscular endurance, and anaerobic power. These findings highlight the essential role of curriculum-based regular exercise in maintaining and improving the physical performance of young adults.</p> Atilla Çakar Saltanat Kaiky Telif Hakkı (c) 2025 Atilla ÇAKAR - Saltanat Kaiky https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0 2025-12-31 2025-12-31 4 2 176 183